En Son Ne İzlediniz / Okudunuz / Oynadınız?

Yani o zaman demek ki eğer 2.sezon gelseydi kendileri orjinal bir senaryo yazacaklardı. Çünkü üstteki senaryoyla bir sezon geçmezdi. İyi ki gelmemiş tekrardan.

2 Beğeni

Konusundan ve işleyişinden tamamen habersiz olarak izlemeye başlamıştım. En başından itibaren hemen After Life’a çok benzediğini fark ettim, bu nedenle ilk birkaç bölümü pek ilgi çekici bulmamış olsam da sabredip izlemeye devam ettim. Şimdi ise izlediğim en kaliteli dizilerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Günümüzde dram ağırlıklı dizilerde bile insan kendine dair bir şeyler bulmak için çaba sarf etmek zorunda kalıyor. Oyunculukların doğal olmadığını, anlatılan hikayenin gerçekle bağdaştırılamayacağını, karakterlerin içi boş karakterler olduğunu kolaylıkla anlayabiliyorsunuz.

Fleabag, After Life, The Kominsky Method gibi diziler bu yüzden hem konsept olarak, hem de seyir zevki açısından diğer her diziden ayrı tutulması gereken diziler. Bu dizilerde bir hayal dünyasından çok bizzat izleyicinin gerçek hayatına yer veriliyor. Bu dizilerin doğallığındaki ölçüt anlattıkları hikaye değil, izleyicilerin hikayeleriyle kurduğu bağ.

Kurgu dizilerde de pekala bir hikayeyle ya da bir karakterle bağ kurulabilir, zaten bu tür dizilerde de devamlılık buna bağlıdır. Ama Fleabag ve türevlerinin gerçek hayata dokunuşu nedeniyle izleyicinin kendisiyle ilişkilendirmesi çok daha kolay bir hal alıyor.

Fleabag ciddiyetsiz bir dizi. Bu ciddiyetsizliğin altı ilk bölümlerde doldurulmadığı ya da doldurulacağının sinyali verilmediği için başlangıçta ilgimi pek çekmedi. Bir noktadan sonra konu öyle güzel bir yere getirildi ki, o ilgi çekici olmayan kısımların aslında gayet başarılı anlatıldığını hemen hissettirdi.

Özellikle ikinci sezonda, ‘bir hayal dünyasından çok bizzat izleyicinin gerçek hayatına yer veriliyor’ derken ne demek istediğim daha iyi açıklanıyor. Hayatımız absürd olaylar silsilesi içerisinde geçiyor ama biz çoğu zaman bunun farkında değiliz. Bunu yorumlamaya çalışırken kendimize başka dertler ediniyoruz. Dizide ‘insanlar hata yapabilir’ gibi birçok temayla tam da bu durumun altı doldurulmak isteniyor.

Mükemmel olmayan bir karakterin, mükemmel olmayan çevresi ekseninde yaşadığı mükemmel olmayan hayatı. Şahsen bana çok tanıdık geliyor.

İzleyin, izlettirin.

7 Beğeni

Dizide olanları babama anlattım, adam kızdı bana “gece gece neler anlatıyorsun” diye.

Sonrada “İçim bir tuhaf oldu, izleme şöyle şeyleri. İzleyeceksen de anlatma.” dedi.

2 Beğeni

Tout Nouveau Testament (2015)

Daha önce @sisilyum da önermiş bu başlıkta. Mr. Nobody’nin yönetmeni Jaco Van Dormael’in filmi. Mizahı, havası, müzikleri şahane. İzlemeyenlere kesinlikle önerimdir. Benim bu filmi keşfetmem şu şekilde oldu aslında. (Filmin 15. dakikasında olan ve aslında filmin konusu olan bir fikri söyleyeceğim, spoiler sayılmaz yani) Ben hep “İnsan ölüm tarihinden haberdar olsa ne olur?” diye düşünürdüm. Mesela hayalimde Domino gibi özel gücü şans olan ama bu şansı öleceği günü bilmesiyle ve ölmeyeceğine güvenerek yaptığı eylemlerle kazanmış bir kahraman düşünürdüm(Belki de vardır bilen varsa yazabilir mi? ). Bu fikrimin temelinin bu filmde kullanıldığını duyunca hemen izledim. Gerçekten buna sadece süper kahraman boyutunda baktığıma utandım fgkljdgh. Birçok farklı insanın perspektifinden bunu böyle sunması gerçekten çok güzel. Bu arada uçaktan falan atlayan Kevin diye biri var nasıl olsa ölmeyeceğim diye. İşte benim düşündüğüm karakter tam da öyle biriydi.

3 Beğeni

İlk işimi tekrardan izledim oturup, düşüncelerimi de bir yere yazasım var. Öyle oturup içten içten yazabileceğim de bir yer yok, çünkü genellikle izleyen bana düşüncelerini anlatıyor hafif konuşuyoruz sonra konuyu kapatıyor. Ben adam akıllı bir şeyler diyemiyorum film hakkında… Buraya yazayım dedim.

İzlerken sanki bir seyirciymişim gibi izlemeye çalıştım ama tabii bu çok da mümkün olmadı, ister istemez her şeyini bildiğim için yargım biraz değişiyor ama özelinde şunları yazayım, film kötü. Görüntüler ortalamanın bir tık altında kalıyor, denenmek istenen güzel çekimler var, ortalamanın üstünde gibi duran bir iki sahnesi de var ama genel anlamda görüntü çok da iyi değil gibi geliyor bana. Müzik kullanımı güzel ve yerinde, küçük küçük ara ara sahnelerde giriyor atmosfere sokmaya yardım ediyor ama oyunculuklar vs. bu atmosferi dağıtıyor biraz. Filmin argo kullanımı da aynı şekilde rahatsız edici olabiliyor kimi yerlerde, özünde güzel olan bir iki sahne var ama ya çok kısalar ya da filmi çok etkilemiyorlar. Film biraz kopuk da duruyor, tam bir bağlantı olmadan hareket ediyor gibi… Başrollerde oynayan çocuklardan birisi filmin sonuna doğru toparlıyor, jenerikten sonraki sahnede oyunculuk namına bir iki şey veriyor ama onun dışında ilk sahnede oynayan kendi oyunculuğum bir de baş roldeki polisin oyunculuğuna hadi neyse diyebiliyorum ki o da iyi olduğundan değil göze çok batmadığını düşündüğümden. Geri kalanlar ise direk kötü oyunculuk, şiir okur gibi replik okuyan ama onu da beceremeyenler, taklit yaparak bir şeyler vermeye çalışan ama tam olmayan oyuncular, kamera arkasında da cümle kuramayan bir oyuncu falan var genel anlamda.

İlk iş bazında düşünüldüğünde görmezden gelinebilecek hatalar belki de bunlar, bağımsız bir kısa film için hadi neyse denilebilecek bir iş belki de ama kötü işte. Öyle beğenerek bakabileceğim bir iş değil kesinlikle, hatalardan ders alıp yoluma baktım çekildiğinden beri ben. Şimdi de gerek anısı, gerek ilk iş olmasından ötürü paylaştım filmi internette… İzlemek isteyenler için duruyor, buyrunuz.

5/10.

13 Beğeni

Cloverfield serisini izledim. (Pek seri değil ama yapımcısı(JarJar Abrams) öyle diyor biz de mecbu öyle diyoruz.)

Cloverfield (2008): Matt Reeves yönetiyor. Bir amatör kameramanın kamerasıyla çektiklerini izliyoruz. Bu fikir güzel olsa da belli bir süreden sonra karakterin yaşadıklarına rağmen kamerayla çekmesine devam etmesi o kadar saçma geldi ki filme konsantre olamamaya başladım. Yine de fena değil. 6/10

10 Cloverfield Lane (2016): Dediğim gibi tam seri sayılmaz bu filmler. O yüzden aralarından sadece bunu solo izleyin. Beğendim. Sadece kapanışı çok kötüydü. İyi bir final yapsa çok daha yüksek puan verirdim. 7/10

The Cloverfield Paradox (2018): Netflix’te yayınlandığını duymuştum ama Netflix diye izlememiştim. Şimdi seriye başlamışken bitireyim deyip izledim. İzlemez olaydım. Klasik çöp netflix uzay içeriklerinden. Aşırı kötü. Bir de güya diğer filmleri bağlıyor. Bağlamaz olaydın. 4/10

6 Beğeni

Bu filmin sonundaki malum bağlantı… Yani ben hayatımda bu kadar zorlama bağlantı görmedim. O kadar tepeden inme o kadar saçma ki.

“Bu filmlerde hep bağlantı istiyordunuz değil mi alın size bağlantı” deyip çekmişler son sahneyi sanki.

3 Beğeni

Mike Flanagan’ın Netflix’te ki korku serisinin 2.dizisi. İlki kadar kesinlikle olmamış fakat bence yönetmenin her işi gibi bu da izleniyor. Tek istediğim keşke dramaya değilde korkuya daha çok odaklansa. Fakat yinede zaman ayırmaya değer. Sona doğru baya güzelleşiyor. Her detayı düşünülmüş hikayenin.

Netflix bu arada Hill House ve Bly Manor’dan sonra 3. ve 4. bir korku dizisi için daha anlaşmış Mike Flanagan ile. Kadroluya bağladılar adamı galiba.

5 Beğeni

Mihail Bakunin’e atfedilen ünlü bir söz vardır, der ki " hukuk iktidarın fahişesidir"
Bu film işte tam da o sözün filmi.
Meşhur Chicago 7 davasını konu alıyor. Amerika’daki 68 kuşağının gençlik liderlerinin uyduruk sebeplerle mahkum edilmesi, davaya giden süreç ve dava koşulları anlatılmış. Gayet akıcı, yer yer komik ( Hoffman sayesinde çoğunlukla) fazla büyük laflara girişmeden, özgürlükler ülkesinin bir başka yüzünün anlatıldığı başarılı bir film olmuş. Çok güçlü bir oyuncu kadrosu var. Abbie Hoffman rolündeki Sacha Baron Cohen özellikle yine çok başarılı, en son çok iyi bir dizi olduğunu düşündüğüm The Spy’daki performansını çok beğenmiştim. Cohen büyümeye devam ediyor.
Film bir takım oyunu gibi hiçbir karaktere fazla değinmeden gidiyor, bu olayın içeriği yüzünden gerekli belki ama senaryoyu zayıflatan bir etki yaptığını da düşünüyorum. Bir ondan, bir bundan bazen kopukluk hissi yaşatıyor.
Bizim gibi ülkelerde yaşayanlar için belki çok çarpıcı bir film değil, neticede beterlerini görüyoruz senelerdir ama Batı’nın son 20-30 yıldaki halinin, ezelden beri böyle olduğunu falan sananlar falan varsa, bi daha düşünmelerini sağlayabilir.
Black Panter liderine yaptıkları özellikle bugünü anlamaya yardımcı olur diye düşünüyorum.

7.5/10

3 Beğeni

Batman: Hush
Riddler gibi bir zargananın Batman’le teke tek atması,yetmezmiş gibi ölümcül yara vermesi dışında beğendim. 7/10

Wonder Woman: Bloodlines
3rd act’ı baya beğendim. Vanessa karakterinin motivasyonu anlamsız. Bu karakter motivasyonu baya salak bir klişe. Beni kurtarmaya gelen dostum beni veya ailemi kurtarmakta başarısız olduğu için suçlu ama ailemi öldüren katil suçsuz. Bu yüzden beni kurtarmaya çalışan dostuma karşı ailemi öldüren katillerle birlik olayım. Bahanem de sürekli onun gölgesinde kalmak olsun. Yine de Vanessa karakterini ilk başta güzel bir şekilde sunduğu için karaktere kızamadım. Ama baya salak bir motivasyon.
7/10

Justice League Dark: Apokolips War
Endgame’den daha iyi bir Endgame.
Ama şu Flash olayı çok mantıksız oldu.
Flashpoint sonrası Flash tüm JL’yi tanıyor, Bruce’u biliyor, herkes bir süredir tanışıyor ve uzun süredir iş üstündeler. Çünkü Flash Batma’in kimliğini bildiğine göre JL var ve bayadır tanışıyor olmalılar.
Ama JL: War’da herkes yeni tanışıyor ve çoğu eki üyesi işe yeni başlamış ya da henüz başlamamış (Aquaman)

Şimdi Flash’ın ve ekibin anılarıyla oynayarak çözeceğin bir sorun değil bu. Çünkü kronolojik sorunlar var.

Apokolips War’da ise Flash, Flashpoint’ten falan bahsediyor bu sorun yine gündeme geliyor.

Bunun dışında olması gereken Avengers Endgame’e çok daha yakın bir film.
8/10

2 Beğeni

Benedict Anderson - Hayali Cemaatler
Benedict Anderson, Hayali Cemaatlerde: milleyetçilik ve ulus kavramının nasıl varolageldiği, ne çeşit aşamalardan geçerek şekillendiği ve bu yeni kavramların farklı toplulukları hangi ölçüde nasıl şekillendirdiğini irdeliyor.

Anderson’a göre milliyetçiliğin ve ulusun doğuşundaki öncel: ‘‘kapitalizm ile basım teknolojisinin insanın dilsel çeşitliliğe mahkumiyeti çerçevesinde birbirine yaklaşması’’. Bu öncelle birlikte üç kültürel tasarımın etkilerini yitirmeye başladığı yer ve zamanlarda hayali cemiyetlerin ortaya çıkacağını söylüyor. Bunlar: Ontolojik hakikate sahip evrensel din, ilahi varlığın bağışı olan hükmetme yetkisi ve ‘‘kozmolojisi ile tarihi ayırt edilmez olan, dünyanın ve insanların kökenini özdeş kılan bir zamansallık anlayışı’’.

Bu cemaatlerin hayali olmasının sebebi, dil ve yayımcılığın getirdiği düşünsel farkındalık ortamanda soyut bir şekilde kurulmalarından kaynaklanmaktadır. Bir ulusun varlığını oluşturan şey, insanların fiziksel yakınlıkları değil, dilsel yakınlıklarıdır. Bu dilsel yakınlık birbirlerinden farklı ortamlarda bulunan dolayısıyla izole olmuş insanlar arasında yayımcılık yardımıyla aynı zamanda benzer şeyler düşünüyor ve aynı olaylara tanık oluyor olmanın fikrini aşılamıştır. Yani aynı zamanda farklı yerledeki insanları birbirine bağlamış ve birbirlerinin farkında olmalarını sağlamıştır.

2 Beğeni

Bugün bitirdim diziyi. Bir hayli kaliteli iş olmuş. Hiç bozmadan 4 sezon tertemiz aktı. Amazon dizileri zaten prodüksiyon kalitesi olarak hep çok yukarı da oluyor. Bu da öyleydi.

Rufus Sewell isimli mükemmel bir oyuncuyla tanıştırdı beni bu dizi. Abiciğim sen neymişsin öyle be. O nasıl bir ses tonu, nasıl mimikler. Hayran bıraktırdı kendine.

Eleştirim biraz son sezonla ilgili olabilir. Son sezonda bazı kısımlar çok hızlı gelişti sanki ve ben onları izlerken tam olarak sindiremedim. Bir eylem yaptılar bir baktık Japonlar koca ülkeyi bırakıp gittiler mesela ona çok takildim. Daha yeni nazilerle savaşmayı dillendiren insanlar iki bomba patladı ve herşeyden vazgeçtiler sanki. Bunların altyapısı elbet verildi ama daha derinlikli olabilirdi sanki. Bir de final bölümü genel olarak çok gömülmüş niyeyse. O son 1 dakikadaki belirsiz olayı saymazsak, beklediğimden biraz düşük de olsa iyi bir final yapmış diyebilirim. Got finaliyle falan kıyaslayanlar olmuş, ki bu diziye büyük haksızlık bence.

2 Beğeni

İlk iki sezon çok çok iyi. Daha sonra dizi ivme kaybediyor. Dört bence en zayıfı. Yine de izlenebilecek güzel bir prodüksiyon.

4 Beğeni

Game of Thrones’un final sezonu, insanın modunu en başından sonuna kadar düşüren, ne olacağını belli eden bir vasatlığa sahipti.

Man in the High Castle’ın finali, genelinde düşük olsa da, son 15 dakikaya kurduğu anlatılarını ‘yeterlilikle’ birleştiren bir bütün olarak geldi. O son 15 dakika ise, benim dizi tarihinde gördüğüm en tepe taklak düşen, kurduğu bütün doluluğunu bir çırpıda çöpe atan, en ele ayağa bulaştırılmış sona sahip. İnanamadım ilk izlediğimde. Diziyi izleyen küçük azınlık da inanamadı ki çok eleştiri aldı. Diziyi çekimler sırasında iptal eden Amazon yöneticilerine inat olsun diye çekilmiş, bu kadar kaliteli yazar kadrosuna sahip bir işin kötülüğünü başka bir şeye bağlayamıyorum çünkü.

Sonuç olarak ‘yol’, final sezonu dahil ciddi eleştirilmesi gereken noktalarına rağmen eserin hakkını verse de o final, diziye dair unutmak istediğim yegane nokta.

2 Beğeni

Bunu bilmiyordum bak. O yüzden sonlara doğru koştura koştura ilerleyip böyle alelacele bir final yapmışlar. Şimdi anlaşıldı durum.

2 Beğeni

Çok kaliteli diziydi bu. Yazarlar 5 sezon planlıyordu ama iptal edildiği için apar topar facia bir final verdi dizi. Yani adamların da bi suçu yok aslında. Fakat genel olarak neresinden baksan kaliteli dizi.

3 Beğeni

M.S 9.yüzyıl’da Romalı lejyonlar ile birbirleriyle savaş halindeki Cermen kabileleri arasında gerçekleşen ünlü Teutoborg Orman Savaşı’nı anlatıyor dizi. Dizide Almanca ve Latince dilleri konuşuluyor. Ki latincenin şuan tamamiyle ölü bir dil olduğunu göz önünde bulundurursak takdire şayan bir hareket. Yüksek bir prodüksiyon ile yapılmış, oyunculuklar falan iyi. 6 bölüm tek gecede su gibi aktı gitti. Mini seri zaten. Bir haftasonunuzu ayırmaya kesinlikle değer. Netflix’in son zamanlarda çıkardığı en iyi işlerden biri olmuş. Çok az tarih/dönem dizisi var Netflix’in. Umarım devamı gelir bunun gibi başarılı örneklerle.

2 Beğeni

Oha bu iyiymiş lan.

Utan Todd Phillips, Joel Schumacher bile Joker’i senden daha iyi yapabilirmiş. sadasfsafsas

Evet Batman Forever ve Batman&Robin i yapan adam.

4 Beğeni

Bunu izleyen herkes Joker’i farklı bir gözle izlemiştir zaten. Genelde Taxi Driver ya da Comedian’a benzetilir ama bence en fazla bundan materyaller tırtıklamış Todd abim.

2 Beğeni

Ya bırak Joker bu filmin yanında kumda oynasın.

2 Beğeni