En Son Ne İzlediniz / Okudunuz / Oynadınız?

Batman v Superman.

Çizgi roman uyarlamalarının geri kalanına göre çok farklı bir film, adeta sanatsal bir çalışma yapılmış. Yorumlar daha olumlu olsa bu ekolde farklı bir seyirle karşılaşabilirdik belki de. Batman’in Lex’in adamlarının olduğu depoya girişi ise çizgi roman uyarlamaları içinde en iyi aksiyon sahneleri arasına rahatlıkla girebilir.

1 Beğeni

High-Life

(Semi-Spoiler)

Claire Denis’in yeni bilimkurgu filmini az önce bitirdim. Taze taze yorumlamak isterim…

resim

Film alışılmışın dışında veya devasa yeni konseptlerle meydana çıkmasa da, bu konseptleri ele alış şekli gerçekten farklı. Filmde takip ettiğimiz takım bir çeşit İntihar Timi (İdama mahkum edilen eski mahkumlar.) ve görevleri basit, insanoğluna en yakın kara deliğe ulaşıp bu hadiseyi incelemek… Filmin teması veya konu edindiği şey ise bir çok unsur aslında. Acımasızlık, şefkat, uzaylılaşma, yalnızlık.

resim

Kağıt üzerinde güzel veya ilginç gelen konu çok arka planda işlenmiş. Filmin ana odağı bu mahkumların içerisinde olduğu duruma olan tepkileri. Kadınlar ve erkeklerden oluşan bu grup kendi içlerinde aynı zamanda kolonizasyonlaştırma deneyleri ile aynı zamanda soylarını devam ettirmeye çalışıyorlar aynı gemide.

resim

Filmi aynı janrada yer alan filmlerden ayıran unsur ise bu temaları işleyiş şekli. Kesinlikle hiç bir farkındalık veya seyirciye göz kırpma anı bulunmuyor. Ki bu bazıları için hoş, kimi için de sıkıcı bir unsur olabilir. Baştan sona kadar bu senaryoya bir belgesel gibi yaklaşıp “şu iyi, şu kötü” yorumunda bulunmadan durum hikayesi izletiyor seyirciye.

resim

Filmin hikaye anlatım şekli ise bir hayli karışık. Kimi zaman başlara, kimi zaman orta ve sonlara geçiyor. Bunu yapmak için pek bir nedeni olmadığı için veya herhangi bir şekilde hikayeyi geliştirmediği için moralimi bozan unsurlardan oldu bu olay.

resim

Bunun dışında filmi şaha kaldıran unsurlar Yorick Le Saux ve Tomasz Naumiuk’un sinematografrafileri kesinlikle. Teknik açılardan bahsetmişken bestekâr Stuart Staples’ın ortay çıkardığı kimi zaman korkutucu müzikler de filmle bir hayli katkı sağlıyor. Fakat en büyük etken yine oyunculuklar.

resim

Robert Pattinson gerçekten tüm kalibresini gösterebiliyor bu film ile. Daha önce The Rover, Good Time ve Cosmopolis gibi yapımlarla tekrar gözüme giren aktör bir kez daha sektörün en hızlı yükselen aktörlerinden birisi olduğunu kanıtlar nitelikte oynuyor. Juliette Binonche ve Mia Goth’da bir o kadar yardımcı oluyorlar bu filmin o yere basan hissine.

resim

Ve o son… Interstellar’ın yarattığı hayal kırıklığından -benim için- sonra bu tarz bir senaryoya bu tarz bir son ile hayal etmiştim hep. Film bunu gerçekleştirip, gerçeğe bağlı sonu en iyi şekilde kullanıp yine objektif olmayı seçiyor. Olayı romantize etmekten çok durumun ve mekanın belirsizliğini verebiliyor yani. Deus Ex yok. Dibine kadar Art-House olduğundan da bahsetmem gerekiyor sanırım. Herkes için değil kesinlikle. Kendi yönetmeni bile bunu kabul edip Bilimkurgu olmadığını belirtiyor zira. Uygun ve rahat bir kafa bulduğunuzda izleyebilirsiniz.

resim

3 Beğeni

Peter Jackson’ın King Kong’unu izledim. Hiç oturup doğru düzgün izlemediğim için dedim bir bakayım ve ne kadar güzel bir filmmiş ya. Filmin girişi biraz sabır gerektirse de gelişme ve finali o kadar iyi ki, insan kapılıp gidiyor. Kong ortaya çıktığı andan itibaren kendini alamıyor insan, acayip beğendim. Kong’un T-rexlerle olan kapışması acayip iyi çekilmiş. Bazı sahnelerde LOTR vibe’ı inanılmaz var; hatta bazı sahnelerin planı birebir Fellowship’ten alınma gibiydi. Oyunculuklarda Naomi Watts, Jack Black(namıssız) ve Andy Serkis(:D) döktürmüş. Bitiş repliği ise efsane. En sevdiğim film kapanışlarına rahat girer. 9/10

It wasn’t the airplanes. It was the beauty killed the beast

2 Beğeni

Kingsman: The Golden Circle

İlk filmi çok beğenmeme rağmen ikinci filmi izlemem epey uzun sürdü. Dar alan aksiyonunu gayet iyi kullandıkları bir açılış sahnesiyle başlayan film, öykü ilerlerken zaman zaman senaryoda düşüşler yaşasa da oyuncuların bireysel performansları sayesinde toparlıyor. Pek çok yüksek bütçeli filmde bulunamayacak türden iyi bir kadro var filmde. En iyi performansı Julianne Moore sergilerken, Jeff Bridges ise beklediğimden az süre aldı diyebilirim. İkiliyi The Big Lebowski’den sonra ilk defa aynı filmde izlemek de benim için hoş bir detay oldu. Bir arada yer aldıkları bir sahne ise maalesef ki yok.

Kingsman’in bazı tercihlerini göz ardı etmek filmden daha fazla keyif almayı sağlıyor. Bir nevi öykünün yer aldığı evrenin en prime noktasında olduklarını kabullenmek gerekiyor. Aksi takdirde öyküde eleştirilecek pek çok yön var. Her ne kadar standart bir öykü sunsa da yer yer beklentinin aksine gelişen olay örgüleri konuyu bir nebze daha izlenilir hale getiriyor. Aksiyon ise filmi izlemek için başlı başına bir etken.

Genel anlamda yorumlamak gerekirse, kimi noktalarda önceki filmi tekrar eden sahneler olsa da oyuncuların performansları filmi sürükleyici bir hale getiriyor. Dolayısıyla, çok daha iyi bir film olabilirmiş, fakat yine de kendini izleten bir film.

4 Beğeni

Öncelikle direkt olarak abartarak başlayacağım. Dizinin 2. sezonu Person of Interest’in 3. sezonundan bu yana izlediğim en iyi dizi sezonu…

Bill Hader şaheser yaratmış adeta. Kendisinin direkt magnum opusu. Yazım, yönetim, oyunculuk… Her şey o kadar zirvede ki… O karakter gelişimleri… O kara mizah… Dizi genel olarak bir kara komedi dizisi olarak başlayıp yükselip yükselip tam bir suç/dram eserine dönüşüyor.

Serinin konusu eski bir asker olan kiralık katil Barry Berkman’ın aldığı bir iş nedeniyle gittiği Los Angeles’ta kendini bir oyunculuk dersinde bulması sonucu gelişen olayları konu alıyor. Yapımın arkasında Alec Berg ve dizinin aynı zamanda başrolü olan Bill Hader yer alıyor. HBO yapımı.

Eğer elinizde çok çok çok önemli bir işiniz yoksa direkt olarak açıp izlemenizi tavsiye ederim. 8x30 dakikadan 2. sezonu final yapmış ve 3. sezon onayını almış durumda.

10/10

Dipnot : In Bruges, You Were Never Really Here falan seven varsa tapar buna.

8 Beğeni

Strange Days(1995):

image

James Cameron’ın senaryosunu yazdığı ve Katheryn Bigelow’un yönetmen koltuğunda oturduğu Strange Days filmini izleme şansı buldum. Öncelikle filmin gişede inanılmaz başarısız olduğunu öğrendikten sonra bir şeyler yazmak istedim. 1995 yılında çekilen film, $42 milyon bütçesine karşılık yaklaşık $8 milyon hasılat elde etmiş.

Film iyi bir kurguya sahip, kendini izletmeyi başarıyor. Katheryn Bigelow’un detaycılığı her sahnede kendini belli ediyor. Asıl hikaye duraklasa bile arka planda sürekli bir şeyler olmaya devam ediyor ve şahsım adına bu izleme zevkini arttırıyor. Cameron’ın yarattığı distopik evren oldukça ilgi çekici ve sokaklardaki önlenemez kaosu Taxi Driver filmindekine benzer bir şekilde görüyoruz. Film müziklerinde rock ve techno türlerinin kompoze edilmesi tercihi gergin ilerleyen hikayede tansiyonu arttıran bir faktör olmuş.

Kısacası Strange Days önümüze fena olmayan bir komplo hikayesi ve atmosfer sunuyor. Rahatsız edici sahnelere sahip, gerilim dozu yüksek karanlık bir film ve oldukça fazla toplumsal eleştiri yapıyor. Cyberpunk hissiyatı yaşamak isteyenler filme şans versinler. Son olarak Juliette Lewis’in ‘’Hardly Wait’’ yorumu çok başarılı.

3 Beğeni

John Wick 2’yi yeni izledim. İlk filmi de izleyeli çok olmamıştı zaten.

Bu tür filmlerde beklentim salt aksiyon olduğu için diğer detaylara takılmıyorum ama sadece bu açıdan bakınca bile bu seri bana overrated geliyor. Taken’dan veya The Expendables’dan başlıca farkı kendi içinde olayların fantastik bir evrende geçmesi olsa gerek.

Genelde ikinci filmin ilk filmden iyi olduğuna dair yorumlara denk geliyorum ama kararsız kaldım. İlk filmi de sık sık durdurup izlemiştim, burada da öyle oldu. Evrenin farklı yönlerini göstermesi bakımından öyküyü derinleştirdiği söylenebilir, belki o bakımdan bir adım daha önde diyebiliriz. Yine de bitmesine ne kadar kalmış diye baktığım oldu filmi izlerken.

7 Beğeni

Ben de 3. Film de öyle oldu gerçi ben sinema çekim ile izledim düzgün bir hali düşünce tekrar da film izleyeceğim bu arada benim için en iyisi 2.film.

1 Beğeni

Aga Taken ya da Expandables’tan farkı çok açık, tertemiz aksiyon.

John Wick’i John Wick yapan su gibi akan aksiyonu ve düşmanlarını öldürme şeklidir. Piyasada bu filmlerin bir eşi benzeri yok bana kalırsa ve overrated olduğunada katılmıyorum. Eşi benzeri yok derken de “daha iyisi yok” demek istemiyorum tabiki, daha iyisi var. Beğenmeyen beğenmez kesinlikle, beğenilmeyecek onlarca yanı var. Demek istediğim bu kadar sağlam aksiyonu sunarken işin estetiğini kaybetmeyen başka bir seri yok. Hani Taken ve Expandables gibi serilerden tek farkı ya da en önemli farkı fantastik evreni değil diye düşünüyorum. O fantastik evren işin tuzu biberi ki ikinci filmin en sevdiğim yönüydü.

Serinin overrated olduğuna katılmıyorum dediğim gibi ama şimdi kim nasıl abartmıştır onu da bilemiyorum tabi, abartmak var abartmak var .d

6 Beğeni

When They See Us’ın 1.bölümünü izledim Netflix’te. Gerçek bir olayı anlatan Ava DuVernay’in yaptığı 4 bölümlük mini dizi. 5 Çocuğun haksız yere suçlu bulunmasını konu alıyor. İlk bölümde hikaye anlatıcılığı ve oyunculuklar çok iyi olmuş. İzlerken hem çok sinirlenip hem çok üzüldüm. Devamı nasıl olur bilmiyorum ama sadece ilk bölüm Netflix’te izlediğim en iyi işlerden.

Ek olarak Ava DuVernay’in böyle iyi işler yapması New Gods beklentimi arttırdı.

4 Beğeni

Black Mirror 5. sezon 2. bölümü izledim;

Smithereens bölümünde işlenildiği gibi hepimiz birer sosyal medya bağımlılarıyız. Smithereens Ceo’sunun dediği gibi sosyal medya artık yeni uyuşturucumuz.

Chris’in söylediği şey çok doğru, gece yatarken ve sabah uyandığımızda sürekli gördüğümüz şey artık o.

Sürekli telefonuyla etkileşim halinde olan müşterisine Chris; “Gökyüzü mora dönüşse, telefondan kafanızı kaldırıp fark etmeniz 10 gün sürer.” Diyerek sitem ediyor ve bu siteminde çok haklı. Artık dışardaki hayat yerine bu küçük ekranlarda yaşıyoruz.

Kendi canınıza kıydığında, sosyal medyaya yansıyor ve insanlar için ufak bir beğeni bildirimden öteye geçmiyor. Herkes o anlık bildirimine baktıktan sonra hayatına devam ediyor. Evet dizinin sonundaki o bildirimleri kontrol edenler biziz. Ne kadar korkutucu ve normal değil mi?

İsmet Özel: “İnsanların intihar etmeye değmeyeceklerini düşünmeye başladım. Bana göre intihar, geride kalanlara yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı verebileceğin tıynette insan olmadığını düşününce de intihar etmiyorsun.” diyerek kafamdaki düşünceyi çok güzel özetliyor.

5 Beğeni


Hazır sinemaya gelmişken Stalker’ı izledim. Tarkovsky’nin hiçbir filmini izlememiştim daha önce ama beklentim çok yüksekti malum sebeplerden. Küçük çaplı bir hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Hem filme dışarıdan bakarken beklediğimden farklı bir şey çıktı hem de beklentimden farklı olarak filmin içeriğine dair beğenmediğim ufak tefek şeyler oldu. İnceleme tarzı bir şey haddime değil belki ama 4/5 diyebilirim.

2 Beğeni

Justice League vs. the Fatal Five’ı izledim.

Açıkçası neden böyle bir animasyon yapmışlar anlayamadım. The New Batman Adventures, Superman: The Animated Series ve Justice League ile Justice League Unlimited serilerini çok severim. Bu nedenle aynı çizim tekniği ve konseptin bir anlamda devamını uzun metraj animasyon olarak görmek beni memnun etmişti fakat fragmandan itibaren seçilen konuda çekimser kalmıştım.

Justice League Unlimited’ta yer almayıp bu animasyonda yer alan karakterler epey eğreti duruyordu. Çizim teknikleri bir nebze andırsa da, “biz yeni geldik” dercesine kendilerini belli ediyordu karakterler. Villain kadrosu ise bir hayli geçiştirmelik olmuş, isimlerden çizimlere kadar aceleye gelmiş gibi bir tablo var ortada.

Öykü ve animasyon boyunca alınan kararlar pek ikna edici değil, seçilen karakterler de neden seçilmiş sorusu gündeme geliyor film süresince. İşlenen öykü animasyona çok daha güzel yansıtılabilirmiş. Yine de finali güzel diyebilirim.

4 Beğeni

Bugün de Batman vs. TMNT’yi izledim.

Son dönemde DC animasyonlarını eskisi kadar başarılı bulmuyorum, izlediğim son iki animasyonda da fikrimi değiştirecek bir eserle karşılaşmadım. TMNT’nin iki animasyon serisini izlemiştim fakat Nickelodeon’a geçtikten sonraki seriyi izleme fırsatım olmadı. Bu bakımdan uzun yıllar sonra Ninja Turtles izlemek güzel oldu diyebilirim.

Film güzel başlıyor ve aslında işlenebilecek ortak unsurlar da gayet iyi seçilmiş. Fakat bir süre sonra çok sıradan bir öykünün işlendiği hissini veriyor. Batman’in yer aldığı her maceraya Joker’in eklenmesi de bu hissiyatı güçlendiren etkenlerden biri. Örneğin, bambaşka bir teknikle yapılan The Batman vs. Dracula animasyonunu izlediyseniz çok benzer tercihler görebilirsiniz.

Yine de keyifli bir film olmuş. Batman vs Shredder karşılaşması, arka planda dikkat çeken detaylar izleme keyfini artıran başlıca unsurlar. İlk aklıma gelen detaylar Blüdhaven, takvimde görünen ayın April olması ve Oracle oldu. Galiba Derek Powers ve New 52 detayları da vardı.

4 Beğeni

Batman ve Ninja Kaplumbağalar’ın çizgi romanı da çok güzeldir. Animasyondan anladığım kadarıyla filmin devamı da gelecek gibi görünüyor.

2 Beğeni

The Society izledim maalesef. Dizi yavaş ilerliyor diyip ittire ittire izledim sonuna kadar, meğer hiç ilerlemiyormuş. Başta bir gizem vaat ediliyor fakat dizi ergen dramasından başka bir şey değil. Karakter başına üç beyin hücresi düşüyor resmen.

10 Beğeni

O kadar iyi anlıyorum ki.

3 Beğeni

Inarritu’nun 2010 yapımı Biutiful filmini izledim dün akşam. Genel olarak beğendim diyebilirim. Yönetmenin her filminde olduğu gibi görsel olarak yine çok iyi gözüküyor herşey zaten. Javier Bardem çok başarılı.

Oldukça etkileyici bir film. İzlemeyenlere tavsiye ederim mutlaka.

1 Beğeni

Brightburn izledim en sonunda. Filmin yola çıktığı fikir çok güzel olmasıyla beraber işlenişini o kadar kötü bulmadım. Beğendiğim bir film oldu. Efektler bazı yerlerde çok sıkıntı. Bir de bazı yerlerin boş kalma olayını sevmedim.

Film boyunca bizim yan çar Superman’i nasıl yeneceklerini ve filmin nasıl biteceğini düşündüm. Bu tarz gerilim filmlerinde olayları gerçekleştiren varlık genelde ya öldürülür yada ortadan kaybolur. Ortadan kaybolmayı baştan eledim zira karakterin amacının Dünyayı ele geçirmek olduğunu bangır bangır söyledikleri için kötülüklerinin intikam alanlarla sınırlı kalmayacağı belliydi. Öldürüleceğini de düşünmüyordum çünkü bir yerden kriptonit falan çıkmadı. Ta ki geminin parçasından elinin kesildiği sahneye kadar. Oradan anladım bir şekilde oraya bağlanacağını. Gereksiz bir olaydı bence geminin parçasının ona zarar verebileceği. Neyse en azından öldürülmedi. Beğenmediğim bir başka şey teyzesinin ve okuldaki hoşlandığı kızın yaşadıklarından sonra seslerinin çıkmamış olması. Ulan çocuk evine geliyor sana diyor ki ‘‘Annenle ilgileneceğim’’ hemen ardından annen öldürülüyor. Bu bir tesadüf mü sence ? O sahneden sonra kızın rolünün bitmesi saçma olmuş. Herkesi deşip teyzesini hayatta bırakması da olmamış. Bunlar dışından beğendiğim bir film oldu Brightburn. Devamı çekilirse izlerim. Sondaki yaptıkları post apokaliptik bir hikayeye yol açacak gibi geldi bana. Devamı bu filmin aksine daha kapsamlı bir konuyu işler.

7/10

9 Beğeni

Alita: Battle Angel

Fantastik öykülerde steampunk türevi öyküleri tercih etsem de, konu bilim kurgu olunca cyberpunk da sevdiğim türlerden biridir. Kamera arkasında James Cameron ve Robert Rodriguez’in olduğunu da düşünürsek gayet yüksek beklentiyle izlediğim bir film oldu diyebilirim. Okuduğum yorumlarda da filmin çok daha iyi gişe yapabilecek bir potansiyeli olduğuna değiniliyordu.

Beklentimin yükselmesinden midir bilmiyorum ama aradığım tarzda bir film bulamadım. Anlatılan öykünün tek filmden ibaret planlanmamasının da etkisiyle bol soru işareti içeren ve filmin başlangıcından çok da uzağa gitmeyen bir öykü olmuş. Olayların işleyiş şekli ve karakterlerin hikaye içindeki rolü yer yer ayrıntısız ve geçiştirilmiş bir şekilde işlenmiş hissiyatı veriyor. Hikayede anlatılmayan unsurlar diyaloglarla tamamlanmış gibi, fakat diyaloglarda da o esnada o cümle neden kullanılıyor sorusu gündeme geliyor.

Efektler bu konseptteki bir filmde olması gerektiği gibi, aksiyon da memnun ediyor. Filmin en önemli handikapı süresinin kısa olması ve seri olarak planlanması olabilir. Öyle ki başrolün film içindeki değişimi ve filmin temel hikayesi dışında çok bir şey anlayamadan bitirdim filmi. Genel anlamda güzel bir konsept oluşturulmuş ama daha iyi yansıtılabilirmiş. Potansiyeli yüksek bir seri diyebiliriz.

6 Beğeni