Coruscant - Star Wars Platformu

Her şeyi Palpatine’e bağlamalarından önce sayılmıyordu. Yine de bildiğimiz Sith öğretileriyle yetiştirilmiş bir karanlık taraf üyesi değil.

2 Beğeni

yok o direkt mal :thanos1: :pepe:

6 Beğeni

Hahahah böyle yaptıklarını tamamen unutmuşum. Sidious, “Kafanın içindeki tüm sesler bendim,” falan diyordu Kylo’ya. Snoke’u da Sidious yaratmıştı. Ama yine de sith diyemem kylo’ya ben de. Sithlikten çok uzak hatta benim gözümde.

dsjkfskgfd +∞

1 Beğeni

JJ Abrams Sith olmadığını bizzat açıkladığından beri ben de hiçbir zaman Sith olarak görmedim Kylo Ren’i. Hala daha görmüyorum çünkü Sith öğretileriyle yetişmiş bir Darkside kullanıcısı değil ve filmler de hiçbir zaman Sith olarak lanse etmedi karakteri.

Master’ı olan Snoke’un da Sith olmadığı bir yana kendisinin Snoke’u öldürüp galaksiyi tek başına yönetmeye çalışması direkt Sith düzeninin yapı taşlarından biri olan Rule of The Two dediğimiz kavrama da ters düşüyor zaten.

1 Beğeni

Ahahahaah. Yan sanayi o. Sith yapalım derken malzemeden çalınca böyle bir şey çıkmış ortaya işte .d

1 Beğeni

Light Side hali çok iyiydi. Keşke Rey Scavenger Palpatine yerine Ben Solo yaşasaydı :well:

e513e706a7a359d5ef6bb525a59d5620

c7878291f53d562d313a8e0d49a79940

26f804a4

2 Beğeni

Filmin sonunda Rey, Kylo’nun kollarında ölünce “en azından bir tane düzgün karar almışlar” diye düşünmüştüm. Sonrasında olanlar malum. Temizinden sağlam bir küfür basmıştım.

2 Beğeni

Kylo hakkında sevdiğim tek şey, yanlarındaki pıttırıklar hariç cızırtılı kılıcı. Onun dışında da ne o ne başka karakter hakkında sevdiğim bir şey yok zaten.

Geçenlerde sequellerin hiçbir filmini ikinci kez izlememiş olduğumu farkettim. Bunlar koca üç “Star Wars” filmi. Yazıklar olsun be. Ne potansiyeller harcandı.

2 Beğeni

Uzun bir karakter yorumlamasından önce bir kaç uyarı yapacağım bu yazdığım yazılar Kylo Ren karakterini savunmak üzerine değil. Sadece konu hazır Kylo Ren’e gelmişken zamanında Mary Sue olan boş Rey karakterine bile paragraflarca yorumlama yazmış olan ben konu Kylo Ren’e gelince Rise of Skywalker filmi için yazdığım uzun yorumlamada bir paragraf dışında karakter hakkında pek yorum yapmadığım için düşüncelerimden bahsetme ihtiyacı hissettim. ‘‘Siz karakterin felsefesini anlamamışsınız’’ gibi bir tutum sergilediğim algısı oluşmasın.

Ben Kylo Ren ve Ben Solo karakterini seviyorum. Bence hem iyi oynanmış, hem iyi tasarlanmış ve hem son 2 film dahilinde iyi yazılmış bir karakter. Force Awakens’da daha oturaklı bir karakter beklerken monitör parçaladığını görünce hayal kırıklığı yaşamıştım ama sonraki filmlerde beklediğim oturaklılığı ve ilgi çekiciliği bulmuştum. Last Jedi’da yaşanan tek iyi şey bu karakterin geçirdiği karakter gelişimiydi. Ardından gelen Rise of Skywalker’ın da baş karakteriydi benim için.

Üçleme zaten karakter konusunda aşırı kıt. Rey, Finn (John Malega sayesinde benim için filmlerdeki en boş karakter oldu), Poe aşırı yüzeysel ve boş yazılmış karakterler. Eski karakterlere bakıyorum Leia ve Han Solo hakkında pek yorum yapmayacağım çünkü birinin oyuncusu vefat etmiş diğerini oyuncusunun baskısı yüzünden öldürdüler. Luke desen yüzyılın out of character durumunu yaşıyor. Genele bakınca Kylo Ren filmlerin ve Saga’nın içerisinde en azından bir yeri olan ve yaptığı şeyleri bir amaca yönelik yapan bir karakter olarak ayrılıyor. Zaten karakterin temeli Finn ve Poe gibi tamamen yönetmenlerin kafasına göre şekillenen karakterlerin aksine Legends’daki Darth Caedus’dan yani Jacen Solo’dan geldiği için daha Star Wars bir karakter olarak sıyırılıyor aralarında.

Karakterin görünüşü ve tasarımından pek bahsetmeyeceğim. Kıyafet tarzı olsun, maske tasarımı olsun, Star Wars’un fütüristik orta çağ tarafını Darth Maul’un ışın kılıcı ile birlikte en iyi yansıtan ışın kılıcı tasarımına sahip olması olsun gerçekten görünüş olarak iyi tasarlanmış. Karakter için bestelenen John Williams eseri müziğinin harikalığından da bahsetmeden olmaz.

İş karakterin arc’ı ve yapısına gelince işte o zaman tartışmalar başlıyor. 3 filmde de Kylo Ren ile yapılmaya çalışılan şey belli aslında. Force Awakens’da büyükbabası olan Vader’ın yolundan gitmeye çalışan, Vader üzerinden yanlış bilgilerle manipüle edildiği açık olan, Vader’a karşı ergenlik derecesinde fanboyluğu olan bir karakter olarak yazılmış. Force Awakens’da bu yüzden ben de dahil çoğu kişi hayal kırıklığı yaşadı Kylo Ren konusunda. Film hem fragmanlar olsun hem de görseller olsun kusursuz güçlü bir villian karakteri pazarlarken yerine içerisinde gelgitleri olan, yer yer ergen öfkesine kapılan bir Vader fanboyu olarak birini sunmuştu önümüze. Bir bakıma izleyicinin Darth Vader hayranlığının Star Wars evreni içerisinde vücut bulmuş şekliydi. Tüm bunları insanlara kabul ettirmek zaten büyük riskken bir de filmin sonunda tıpkı Finn’i aşırı harika patates ettiği gibi patates edebileceği Rey karakterine sırf yaralı oldu diye ve amacı öldürmek olmadığı için yenilince iyice dalga konusu oldu karakter. Yani dediğim gibi Force Awakens zamanında Kylo Ren karakteri ciddi hayal kırıklığı yaşatmıştı bana.

Sonrasında The Last Jedi geldi. Rian Johnson önceki filmdeki eleştirileri dikkate almış olacak ki belki de yaptığı tek iyi şey olarak filmdeki Kylo Ren’in mevcut arc’ını yazdı. Filmde Kylo Ren’in sanıldığı gibi Vader klonu olmadığı gösterilmeye başlandı yavaştan. Öncelikle gelişim sırf aldığı yarayla dalga geçti ve kendisini babasına benzetti diye (nasıl bir nefretse artık) koskoca master’ına diklenmesiyle başladı. Bu karakteri Vader’dan ciddi anlamda ayırıyor bence. Daha geçen ay Vader çizgi romanı sayısında Palpatine Vader’ı öldürmekle tehdit ediyor ama Vader hala ‘‘Olmaz öyle hocam gel konuşalım’’ şeklinde takılıyor mesela. Büyükbabası içten içe nefret ettiği ve öldürme hayali kurduğu, kendisine köle muamelesi çeken Palpatine’e yıllarca diklenmemişken bu adam sırf kendisinin başarısız olduğunu söyledi diye bir sürü korumanın bulunduğu bir taht odasında master’ına diklenebiliyor. Burada karakterin Force Awakens’da gösterilen Vader ve Palpatine’in master-apprentice ilişkisi kopyasını düzeltmişler. Ardından asansörde karakter maskesini kırıyor ve bu sefer de görünüş olarak kopyalığını yok ediyorlar. Sonrasında film karakterin kırılma noktasını gösteriyor. Dayısı ve ustası olan birinin gecenin bir vakti tepesinde ışın kılıcıyla beklediğini görüyor ve kırılma noktası orada patlak veriyor. Tabi ben burada böyle bir yola gitmelerinden memnun değilim çünkü sırf karakteri ‘‘Empati kurulabilir’’ hale büründürmek için koskoca Luke Skywalker’ın karakterizasyonun için etmişler. Tabi bu başka bir konu ben sadece sahneyi Kylo Ren karakter gelişimi üzerinden değerlendiriyorum yoksa Luke Skywalker karakterine sadık kalarak çok çok daha iyi bir kırılma noktası yazılabilirdi. Film bu tarz sahnelerden sonra izleyicinin gözünde Kylo Ren karakterini baş karakter konumuna getiriyor yavaştan ve izleyicinin odağını karakter üzerine çekiyor. Sonrasında meşhur Snoke’u öldürme sahnesi geliyor. Snoke’u öldürme amacı da başlarda Rey’e acıması gibi gözüküyor ama sonrasında anlıyoruz ki alakası yokmuş. Rey’i tarafına çekmeye çalışıyor ve yeni bir düzen kurmayı teklif ediyor. İşte karakter tam olarak burada seviye atlıyor ve bambaşka hale bürünüyor. Filmin başında liderinden azar yiyen karakter filmin sonunda galaksiyi tek başına yönetme arzusuyla kasıp kavurulan ve buna önündeki iki engel (Eski ustası ve Rey) dışında bayağı yaklaşmış tek adamcılık oynayan İmparatorvari bir karaktere evriliyor. Film Force Awakens’da iki boyutlu olan düz bir karakteri alıp ideolojisi olan 3 boyutlu bir karaktere çeviriyor. The Last Jedi’ı Skywalker Saga içerisinde yapılmış en kötü Star Wars live action prodüksiyonu olarak görmüş biri olarak filmin ciddi anlamda Kylo Ren konusunda başarılı adımlar attığını düşünüyorum.

Ardından The Rise of Skywalker geliyor. Hem forum çevresinde hem de internet ortamında sık sık bahsedildiği gibi The Last Jedi’ın yaptığı kararların genelini yok sayıp, değiştirip ve dolaylı olarak eleştiren film enteresan şekilde Kylo Ren konusunda sadık davranmış. JJ Abrams, Rian Johnson’ın karakteri getirdiği yönü sevmiş olacak ki filmde bunu birebir kullanmış. Hatta o kadar sadık kalmış ki zamanında büyükbabasına ve bir sürü Sith’e diz çöktürmüş koskoca Darth Sidious yani Palpatine galaksiye intikam mesajı yayınlıyor ve bizimki hiç korkmadan, yanına hiçbir ordu falan almadan tekin olmayan bir yerden aldığı yer göstericisiyle henüz keşfedilmemiş bir gezegene onu öldürmek için gidiyor. Palpatine ‘‘Ayağını denk al çocuğum Snoke’u ben yarattım kafanın içindeki her şey her düşünce bana ait benim sayemde varsın. Gel sana güç vereyim’’ ayağı çekmesine rağmen bizimki halen daha ‘‘Önce öl sonra alırım ben senden o gücü’’ karşılığını veriyor. Evet sonrasında öldürmüyor ve Palpatine’in oyununa düşüyor ama tam olarak kuklası olmak ya da sadakatini sunmak için yapmıyor bunu tamamen önüne sunulan filoyla ilgileniyor. Öldürme fikrini erteliyor ve Palpatine’in karşılığında Rey’i öldürme teklifini kabul ediyor. Ardından plan olarak da hali hazırda karanlık bir origin’i olan ve karanlık tarafa geçmeye aşırı meyilli olan Rey’i öldürmek yerine Apprentice’i yapıp Palpatine’i öldürüp galaksiye hükmetme planını uygulamak için yola koyuluyor. Karakter önüne çıkan her büyük otoriteyi yıkmak üzerine meyilli. Bir türlü kontrol altına alınamadığını vurguluyorlar bu sahnelerle. Ardından Rey ile karşılaşmaları gerçekleşiyor ve istese çölde lazer atışlarıyla öldürebileceği Rey’in üstüne gemi sürmeye devam ediyor. Amacı tamamen Rey’in gücünün sınırlarını zorlayıp geldiği soyu göstermek yoksa öldürmek istese öldürürdü yani. Film boyunca Kylo Ren, Rey’in sınırlarını zorlayacak şeyler yapıyor ve en sonunda Rey’e soyunun nereden geldiğini söylüyor. Buralarda karakterin manipülatif tarafını göstermişler ve manipüle konusunda bayağı yetenekli bir karakter olduğu ortada. Rey aşırı tepeden inme bir sebeple Kylo Ren’in teklifini reddediyor ve kaçıyor. Ardından Kylo Ren’in amacı değişiyor ve hem Rey’i hem de Palpatine’i öldürüp galaksiye hükmetmeye dönüşüyor. Tıpkı Snoke’u öldürdüğü zamanki kafa yapısına geri dönüyor. Ardından karakterin arc’ının sonlandığı, Kylo Ren’in ölüp Ben Solo’nun yükseldiği yani son Skywalker’ın yükseldiği yere geliyoruz. Death Star enkazındaki düelloya geliyoruz ve Kylo Ren bildiğiniz Rey’i patates ediyor düelloda. Düello boyunca tamamen defansif bir tavır sergileyerek Rey ile oyun oynarken Rey yorulduğu an sert vuruşlarla Rey’i yere yapıştırıyor. Tam tamına Force Awakens’da mantık olarak olması gereken ama sırf insafı, yaralı olması ve öfkesinin kurbanı olduğu düellonun rematch’i yaşanıyor ve Kylo Ren’in istese Rey’i her türlü yok edebileceği gözler önüne sergileniyor. Tam son darbeyi vuracakken Leia olaya müdahale ediyor. Kylo Ren’in tek zaafı en sonunda iletişime geçiyor ve dikkatini dağıtıyor. İşte o anda fırsatçı Rey’in karnına kılıcı saplamasıyla paralel olarak Kylo Ren ölüyor. Ardından babası Han Solo’nun katkısıyla da Ben Solo yükseliyor. Burada sembolik anlamda karakterin taraf değişiminin çok iyi verildiğini düşünüyorum. Rise of Skywalker’ın gerçekten iyi yaptığı şey varsa o da Kylo Ren’in düşüp Ben Solo’nun yükselmesidir. Aradaki geçiş, karakterin Kylo Ren halinin ve Ben Solo halinin aralarındaki dağlar kadar olan farkın Adam Driver isimli yetenekle birlikte çok iyi verildiğini düşünüyorum. Ardından Rey tam karanlık taraf geçecekken onu aydınlık tarafa çekmesi, Rey’in yani Jedi Order’ın son üyesinin yaşaması ve en son halkasını kendi yıktığı Jedi Order’ın tekrardan dirilmesi uğruna kendini canını feda etmesi ise her ne kadar Palpatine’i öldüren Rey olsa da bunları yapmasını sağlayan Ben Solo olduğu için filmin gerçek kahramanının ve yükselen Skywalker’ın Ben Solo olduğunu düşünüyorum ben.

Böyle bir arc’ı var karakterin. Ben üçlemeyi gerçekten kopuk, Star Wars felsefesi açısından ciddi anlamda rezalet görmeme rağmen Kylo Ren karakterinin yeni nesil Star Wars dünyasına çok güzel bir eklenti olduğunu düşünüyorum. Özellikle burada Adam Driver’ı tebrik etmeden olmaz. Karakterin gelgitlerini, geçişlerini, duygu patlamalarını, öfkesini, light side hali ile dark side hali arasındaki farkı çok iyi vermesi bakımından gerçekten başarılı bir casting’e sahip olduğunu ve üçlemenin en parlak noktası olduğunu düşünüyorum.

Tabi karakter hakkında benim de eleştirilerim var. Öncelikle karakterin hikayesinin sonlanmasının 2 yolu vardı. Karakteri aydınlık tarafa falan çekmeden direkt pure evil olarak sonlandırmak ya da aydınlık tarafa çekerek sonlandırmak. Aydınlık tarafa çekerek sonlandırmalarıyla hiçbir sıkıntım yok çünkü Redemption Arc dediğimiz düşmüş birinin tekrardan doğru yolu bulup yükselmesi konsepti her zaman hoşuma gitmiştir. Benim esas sıkıntım karakterin öldürülmüş olması. Bence karakter öldürülmeseydi 9 filmlik Skywalker Saga’nın bitişi için isabet bir karar olurdu. Zamanında çok kötü şeyler yapmış olan düşmüş bir Jedi’ın doğru yolu bulup yıktığı Jedi Order’ı tekrardan diriltmeye çalışması ve son Jedi üyesi olması konsepti gerçekte hem geleceğe yönelik olarak hem de ‘‘Düşmüş kişilerin tekrardan doğru yolu bulması’’ konseptinin temelini oluşturduğu Skywalker Saga için güzel bir final tercihi olabilirdi. Bence gerçekten ibaşarılı bir karakter ve gerçek bir Skywalker olan bu karakteri öldürüp, Palpatine soyundan gelen birine ‘‘Ben Skywalker’ım adam olun’’ dedirterek seriyi bitirmeleri çok büyük yanlış olmuş tıpkı üçlemedeki çoğu şey gibi. Bir diğer hoşuma gitmeyen olay da karakterin karanlık tarafa çekilişinin tam olarak nasıl yapıldığını bir türlü göstermemiş olmaları. Bu karakterin bu kadar eleştirilmesinin sebebi de bundan zaten karakterin tam olarak ne şekilde, ne motivasyonla karanlık tarafa yaklaştırıldığını göstermediler bu da karakterin empati duyulabilir tarafı için sıkıntılı bir durum oluşturdu. Çizgi roman serisi çıktı geçen sene orada bile Luke’un malum haltı yediği geceden başlatıyorlar. Kırılma noktası yaşama şeklini biliyoruz ama o kırılma noktasına onu çeken şeyleri bilmiyoruz. Bu bence büyük bir kayıp ve ben bunun açıklanmasını ve gösterilmesini isterim açıkçası. Sequel Üçleme karakterlerini bir daha kullanmalarını hiçbir şekilde istemiyorum ama Ben Solo’nun karanlık tarafa olan yolculuğunu ayrıntılı bir şekilde işleyen bir Prequel yapımına hiç ses etmem. Artık bir Disney + dizisi mi olur, film üçlemesi mi olur, çizgi roman serisi mi olur yoksa animasyon dizi mi olur orasını bilmem ama doğru yönetmenler, doğru yazarlar ve doğru oyunculuklar ile bu karakterin gelecekte kullanılacağı bir ürünün başarılı bir eser olma ihtimali var bence. Potansiyeli olan bir karakter çünkü.

2 Beğeni

44 dakikalık, hiçbir şekilde ciddiye alınmadan izlenecek, LEGO mizahının aşırı başarılı kullanıldığı çok beğendiğim bir parody fiction oldu.

Neredeyse son 1 senedir hem 9. film için yapılmış zaman yolculuğu fan fiction’larıyla beraber devam hikayesi fan fictionlarını alıp önceki filmleri de karıştırarak ortaya harika bir fan service cümbüşü çıkmış.

Spoilerımsı bilgiler içerir

Kylo Ren, Palpatine ve Vader’ın bir araya geldiklerinde yaşanan diyaloglar olsun, Mando ve Baby Yoda’nın gözüktüğü sahnede kısa süre önce zaman yolculuğuna şahit olduğu halde zaman yolculuğu geçince Mando’nun ‘‘Dewamke’’ şeklinde omuz silkip Stomtrooper’ları vurmaya devam etmesi olsun, 3 tane Obi Wan’ın aynı anda birbirine ‘‘Hello There’’ demesi olsun, Anakin ile Obi Wan’ın Attack of The Clones’daki asansör sahnesinde Padme’ye götürdüğü çiçeği saklamaya çalışması olsun bir sürü çok iyi espiriler var.

Bir LEGO yapımı olarak 7,8/10 olmuş. Gayet güzel ve eğlenmek amacıyla izlenebilir.

1 Beğeni

8 Beğeni

1 Beğeni
2 Beğeni